Bizi 90'lara geri götürün!

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Kırmızı Koltuk



         Dündar Kılıç sunardı. Meşhur kırmızı koltuğa her hafta ünlü bir siyasetçi veya önemli bir sanatçı otururdu. Yerler siyah-beyaz kare döşemeydi, kırmızı koltukla uyum içindeydi. Star'da yayınlanırdı. Hey gidi günler :)  (Tawşi)



Habitat




            1992'de Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda, sürdürebilir kalkınmanın amaçlarını gerçekleştirme açısından, insan yerleşimlerinin doğru biçimde yönetiminin bir önkoşul olduğu vurgulanmıştı. Bunun bir sonucu olarak, kısa adıyla Yeryüzü Zirvesi olarak bilenen bu toplantıda, insan yerleşimleri konusunda yeni bir BM konferansı düzenlenmesi gündeme geldi. Türkiye'nin böyle bir konferansa ev sahipliği etme konusundaki isteği ve önerisi katılımcılar tarafından olumlu karşılandı ve BM Genel Kurul'unun Aralık 1992'de yapılan 47. dönem toplantısında BM İnsan Yerleşimleri İkinci Konferansı'nın (HABİTAT II) 3-14 Haziran 1996 tarihleri arasında İstanbul'da yapılması kararlaştırıldı.

            Habitat II Hazırlık Komitesi 11-22 Nisan 1994 tarihleri arasında İsviçre'nin Cenevre kentinde yaptığı toplantıda, amaçlarını şöyle belirledi: "Toplumsal ilerleme ve ekonomik büyümenin önemli girdisini oluşturan insan yerleşimlerinin taşıdığı potansiyel ve karşılaştığı sorunlar konusunda dünya ölçeğinde bilinç düzeyini yükseltmek ve dünya liderlerinin köylerimizi, kasabalarımızı ve kentlerimizi sağlıklı, güvenli, adil ve sürdürebilir kılma amacını benimsemelerini sağlamak".Bu çalışma kapsamında İstanbul'a gelecek olan sivil toplum kuruluşlarının yapacağı etkinliklerle ilgili toplantı 10-11 Eylül'de Cenevre'de gerçekleştirildi. Tarih Vakfı Genel Sekreteri Orhan Silier'in katıldığı toplantıda Habitat II toplantıları vesilesiyle Vakfın dünyadaki önemli sivil toplum kuruluşlarıyla bağlantı kurması yönünde önemli adımlar atıldı.
          Habitat II Ulusal Komitesi'nin 13 Nisan 1995 tarihinde Ankara'daki toplantısının ardından, yapılan toplantılara ilişkin bilgi veren Toplu Konut İdaresi Başkanı Yiğit Gülöksüz, Habitat zirvesinden İstanbul'un üç kalıcı kazancı olacağını açıkladı. Bunlar, Lütfü Kırdar Konferans Merkezi, Habitat II'nin iki önemli sergisini barındırdıktan sonra İstanbul Müzesi ve Toplumsal Tarih Merkezi'ne dönüştürülecek olan Darphane Binaları ve dünyadaki üç merkeze ilaveten İstanbul'da oluşturulacak dördüncü Habitat Merkezi olarak sıralandı.
          3-16 Haziran 1996 tarihleri arasında İstanbul'da yapılan Birleşmiş Milletler İkinci İnsan Yerleşmeleri HABITAT II Konferansı kapsamında düzenlenen Dünya Kenti İstanbul Sergisi'nde, İstanbul özgün topografik ve coğrafi özellikleriyle, ekonomik ve siyasal tarihiyle, toplumsal yaşamıyla, yerinde gösterilmek istenen mekanları ve yapılarıyla, kültür-sanat yaşamı ve kültürel alanlarıyla; görsel olarak izleyiciye sunuldu. Toplu Konut İdaresi'nin desteği ile düzenlenen sergi Tarihi Darphane Binaları'nda açıldı.
          Aynı tarihlerde düzenlenen Anadolu'da Konut ve Yerleşme Sergisi'nde, Anadolu'daki kültürel zenginliğin en somut örneği olan konut ve yerleşme biçimlenmesi, tarih içinde süregelen yaşam biçimleri, kültürlerarası etkileşimler ve bölgesel özelliklerin ayrımları ile yerleşim dokusundan konut iç mekanlarına kadar farklı fiziksel ölçeklerde görselleştirildi. Toplu Konut İdaresi'nin desteği ile düzenlenen sergi Tarihi Darphane Binaları'nda açıldı.
         Bir çocuk olarak benim Habitat'tan hatırladığım nedir peki? Devamlı sökülüp,yerine yenileri takılan kaldırım taşları, harabeye dönmüş Harbiye yolları, renk renk insan evladı  :D   (Tawşi)




İbo Show



            İbrahim Tatlıses'in sunduğu müzik ve eğlence programıdır. Yıllarca pazar geceleri farklı kanallarda devam etmiştir. Bazen Fırat türküsü ile ağlatmış, bazen Ah Keşkem ile neşelendirmiştir. Programın oryantali Asena ile yıllarca birlikte olmuştur. Son yıllarda programın yeni oryantali Didem olmuştur.

                                         







Kaldırım sökme


      Belediye değişince yeni gelenler hemen tüm İstanbul'un kaldırımlarını sökerdi, hem de yeni yapılmasına rağmen, böylece kendi takımından birileri yine para kazanır, milletin parası çöpe giderdi. Bir ara illallah demiştik, yollarda da yürünmüyordu.. (Tawşi)

Hangi yolun kapandığını ve nereye yönlendiğini öğrenme sebebiydi. Yeni yapılanda bir sorun olup olmadığını ben bisikletle anlıyordum. (Lune)

Okulda bit salgını



           Bir ara çok yaygındı. Öğretmenler tarafından kafasında bit ve sirke olan çocuklar teşhis edildikten sonra annelerine haber verilir ve bir süre okula alınmazdılar. Annem öğretmen olduğu için sık sık bu olaya tanık olurdum, beni de böyle salgınlarda asla okula yollamazdı. Bit bulaşan çocuğun saçları hemen kısacık kesilirdi, bitlendiği daha hemen bu kesimden anlaşılırdı. (Dağarcığımızı genişletelim: Bitin yavrusuna yavşak denir.)  (Tawşi)

Paltoların asıldığı askılıklardan da geçerdi, herkesin paltosu kaşkolu üst üste olunca... (Lune)

Yeşil renk ev içi badana



           Bizim de eski evimizin salonu bu renkti. Sırf bizim değil, Türk filmlerideki evlerde de bu renk çok kullanılırdı, gözü dinlendirirdi. Duvarlar kaygan ve serindi. Divana yatıp, duvara ayaklarımı dayayıp dinlenmek en sevdiğim şeylerden biriydi. Birgün annem ve anneannemle mevlüte gitmiştik, dedem biz evde yokken duvarları ıslak bezle silip, pırıl pırıl yapmıştı :)   (Tawşi)

Eski elektrik süpürgesi

Siemens Simtel Elektrik Süpürgesi TAM SAYFA

          Evin bir bireyi gibiydi. Sinirli bir yapısı vardı, çok ses çıkarırdı, o çalışırken başka birşey duyulmazdı. Kuvvetliydi de, aman perdelere yapışmasın.. Kayıp altın küpelerin teki içinden çıkardı hep.. İçini boşaltmak büyük dertti, anneanneler üstlenirdi bu görevi genelde.. İşi bitince özenle eski yerine kaldırılırdı  (Tawşi)

elektrikli süpürge


Kaçak su



           Kaçak su, kaçak elektrikten o zamanlar daha yaygındı. O zamanlar Fatih'te otururken en alt katta çok muhafazakar pastane sahibi otururdu, her gün caminin halılarını getirip gizli gizli yıkıyordu bahçesinde.. Sonradan kaçak su kullandığı ortaya çıktı. :)  (Tawşi)

Eski Yılbaşı Kutlamaları








































28 Temmuz 2012 Cumartesi

Türk Filmleri



              Vecihi geliyor, Vecihi! Vıııııııııııııııııııııııııııııın!..  :D  Bu muhteşem Türk filmlerinin çoğu 80'ler ya da 90'larda çekilmedi ama hepsi özellikle bu yıllarda çok izlenirdi. Oturup ailece izlerdik.  Hem de 20. kez olsa da ilk seyredişimizin tadıyla.. Şimdi ise aileler şöyle; artık geniş aile yok, anne tabletten tweet atar, baba laptoptan facebooktadır. Çocuk odalasında playstation oynar. Vefat etmiş anneanne ve dedenin fotoğrafları evin bir köşesinde durur belki.. Soba yanında da bir kedi yoktur artık. Çünkü artık ne soba vardır, ne de hayvanseverlik.. (Tawşi)